Webrazzi Sosyal Gündemde beni düşündüren düşünceler
Öncelikle gerçekten buna ihtiyacım varmış diyeceğim. Neye mi? Sosyal medya üzerine başkaları ile beraber düşünmeye. Bazen yaptığımız işe o kadar dalıyoruz ki, büyük resmi görmekte zorluk çekebiliyoruz. Dünkü etkinliğin bu bağlamda en güzel yönü beni bazı konuları tekrar düşünmeye, resme bakış açımı bir miktar değiştirmeye sevketmesi idi. Bu yüzden etkinliği düzenleyen Arda Kutsal’a ve her biri değerli konuşmacılara teşekkür ediyorum. Canımı sıkan tek bir konu vardı. Reel sektörden gelen katılımın düşük olmasıydı. (Yanılıyorda olabilirim ama benim gördüğüm genel durum bu idi). Aslında bu tip bir etkinliğe gelmesi gerekenler orta ve üst ölçekli firmaların pazarlama müdürü veya üstü pozisyonlarında yer alan kişiler idi. Artık bir dahaki sefere diyelim.
Öncelikle aklımda kalanlardan başlayayım. İlk olarak sosyal medyadan para kazanmaya çalışan profesyonellerin çok güzel bir çapa noktası var. Sevgili Elif Dağdeviren, sosyal medyadaki insanların bir aidiyet duygusu yaşadıklarını, masonluk benzeri bir durum olduğundan örneklerle bahsetti. Düşününce hak vermemek elde değil. Bu çapayı iyi kullanan firmalar ve profesyoneller çok güzel işlere imza atacaklar. Sosyal medyadaki sıradan insanların bence en önemli motivasyon unsurlarından biri bu ve bu insanların sosyal medya hakkındaki duygularını anlamanın başarıdan geçen yollardan biri olduğunu düşünüyorum. Bu motivasyonu tetikleyecek unsurları kullanan kampanyalar kesinlikle iş yapacaktır.
Benim için ikinci önemli konuya ise sosyal medya ile klasik medya arasındaki farklılıkları tartışırken değinildi. Reklamverenler klasik medyayı parayla satın alabilirken, sosyal medyayı parayla satın alamıyorlar. Burda reklamverenler (yani değerli müşterilerimiz) duygusal bir ikileme giriyorlar. “Para harcayacağım ama kontrol edemeyeceğim, o zaman neden sosyal medyaya yatırım yapayım?”. Bu sorunun cevabını müşterilerin yerine kendimizi koyarak vermek çok önemli. Halen sosyal medyaya çok kısıtlı bütçeler, çok az firma tarafından harcanıyor. Bir firma kontrol edemeyeceğini bile bile neden bütçesinin bir kısmını sosyal medyaya harcasın? Bu soruların cevaplarını kendimizi müşterilerimizin yerine koyarak verirsek, hem kendimiz kazanırız hem de pazarı büyütebiliriz. Bu cevaplar her müşteri için ayrı ayrı olacaktır. Daha önemlisi onun anlayabileceği dilden olmalıdır.
Üçüncü ve çok önemli bir nokta ise, sevgili Selim Tuncer’den geldi. “Sırtında yumurta küfesi olan bir firma, sosyal medyada yer alamaz. Çünkü sosyal medya samimiyet gerektirir.” Her kurumsal müşterimizi sosyal medyada yer almak için ikna etmemizden ziyade, tam tersi bazı müşterilerimizi sosyal medyayı kullanmama yönünde ikna etmemiz gerekebilir. Sevgili Serhat Akkılıç bunla ilgili bir örnek bile verdi. Müşterilerimizin yerine kendimizi koyarak sosyal medyada yer almaktan en fazla ROI(Return on Investment) kazanacak müşterilerimizi bu işe yönlendirmek çok önemli. Sırf bütçesi var diye sosyal medya kampanyası yapmaya ikna ettiğimiz bir müşterinin başına sonunda hiç haz etmeyeceğimiz şeyler gelebilir.
Bu etkinlik üzerine birçok haber daha dün gerçekleşmesine rağmen birçok yerde çıktı. Aşağıdaki linklerden birçok bilgi bulabilir, hatta bazı konuşmaları dinleyebilirsiniz.
http://www.gennaration.com.tr/manset/webrazzi-gundemde-sosyal-medya-tartisildi/
http://www.webrazzi.com/2010/01/27/webrazzi-gundem-sosyal-medya-toplantisi-gerceklesti/
http://www.cagancaglar.com/2010/01/webrazzi-gundem-toplantlar-sosyal-medya.html

